Daha ne kadar acı yaşayacağız...
Soma'da ölenlerin sayısı artıyor. En son telaffuz edilen rakam 245 ölü idi. Öncelikle ölenlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileyelim. Söylemin bu tarafı zaten yapmamız gerekendir. Acı, gittikçe büyüyor. Bir dua daha edelim. Bu, yaşadığımız ve yaşayacağımız son acı olsun. Ancak insanlık tarihi kadar eski olan acı varlığını sürdürmeye devam edecek. Yapmamız gereken ne? Bu soruyu İlahiyat Fakültesinde okurken Hüseyin Atay hocamıza sormuştuk. Buraya aktaracağım cevabı gerçekleştirebilirsek belki de acılarımızı bir nebze hafifletebiliriz. Hocamız, Müslümanlar işini düzgün yapsın yeter demişti. İşi baştan savma değil, düzgün yapmak. Çözüm bu.

Fuaz Sezgin hoca, kendisiyle yapılan bir ropörtajda Alman hocası Müsteşrik Helmut Ritter'le ilgili bir hatırasını aktarırken şöyle diyor: Kaç dil biliyorsun? İki dil. İki dil ile alim olunmaz, en az 7-8 dil bilmelisin. Günde kaç saat çalışıyorsun? 14 saat. 14 saat ile alim olunmaz. 20 saat çalışmalısın.

Fuat Sezgin'den alıntıladığım bu ifadeler size neyi çağrıştırıyor bilmiyorum amma Almanya'da 1983 yılından beri kömür madenlerinde ölümlü kaza olmadığını söyleyenlere bu metni hatırlatmak istiyorum. Günde 8 saat o da tam tamına değil çalışan ile 18 saat çalışan mühendisin ürettikleri arasında kalite ve düzgünlük farkı olmasından daha doğal bir şey olamaz her halde. Bizler sanki bütün meselelerimizi çözmüş, hakikati avuçlarının içine almış gibi yaşıyoruz. 8 saat çalışmak yeterli geliyor bize. Hiç kimse Google'ı yapan gençlerin Amerikan Borsasında 400 milyar dolarlık bir serveti nasıl olup da edinebildiklerini araştırmıyor. Bizler sadece google'a soruyoruz, ordan aldığımız cevapları ise yeterli kabul ediyoruz.

Dersin dakikalarını harcamakta beis görmeyen öğrencilerime söylediğim bir şey var: Sizin yüzünüzden savaşı kaybedeceğiz. Hangi savaşı diyorlar. Siz kaybettiğinizde anlayacaksınız hangi savaş olduğunu diye cevap veriyorum. İşte dün itibariyle bir savaşı daha kaybettik ve savaş alanında an itibariyle 245 şehidimiz bulunuyor. Günde 18 saat çalışıp kendisine iyi bir madencilik sistemi kuranlarla kendimizi tartıp, madem onlar yapıyor, biz neden yapamıyoruz diye soruyoruz. Oysa onların öğrencileri dersin dakikalarını harcamıyorlar. Öğrencileri derken 23 yaş altı gençleri kast etmiyorum. Elbette onlar da öğrenci. Ancak beşikten mezara kadar öğrenmeyi kendine şiar edinmesi gerekenler biz de fakülte bitince kitaplarını yakıyorlar. Bundan bir şey çıkmaz. Öğrencilik bitti zannediyorlar. Ancak öğrencilik yeni başlıyor, kimse farkında değil.

Arkadaşlar, üzerimize dua edelim de biraz ciddiyet yağsın. Ciddiyet duasına çıkalım. Yaptığımız işi iyi yapmaya adayalım kendimizi. Haddime düşmeyen bir yazı yazdım. Belki de bu yazıdan sonra arkadaşlar olarak işlerimizi daha ciddiye almaya başlarız.
Haberler
Toplam Tıklama: 1226932   Aktif Ziyaretçi Sayısı: 62
Bu web sitesi en iyi internet explorer 6.0 ve üstü tarayıcılarda ve 1024*728 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.